
| Yazı: Mine Türkili | Fotoğraflar: Tolga Sezgin |
| 1574 yılında Topkapı Sarayı`nın mutfaklarından birinde kebap yapılırken, tavadaki yağın tutuşmasıyla büyük bir yangın çıkar. Yangında sarayın diğer bazı bölümleri zarar görürken mutfak da yanıp kül olur. | |
Mimar Sinan tarafından yeniden inşa edilen mutfak kompleksi büyütülür; mutfak koridoru yaklaşık 2 metre genişletilir, daha önce adedi sınırlı olan mutfak binalarının göz (kubbe) sayısı da 10'a çıkarılır. Bunların 8'i mutfaklara, 2'si helvahaneye tahsis edilir.
"Her şerden bir hayır doğar" misali, bu yangın da sonuçta saray mutfağını büyütüp, genişletmiştir. 16. yüzyılda her gün 4–5 bin kişiye yemek çıkarılan yeni mutfakta çalışan personelin sayısı hızla artar.
Yüzyılın başında 150 civarında olan çalışan sayısı yüzyılın ortalarında 500'e yaklaşır, yüzyılın sonunda 1000'i aşar, 17. yüzyılın ikinci yarısında ise hiç de azımsanmayacak bir rakamla 1370'e çıkar. Ve saray yaşamında mutfak giderek daha fazla önem kazanır...
Aşçı teşkilatında helvacı, yoğurtçu, sütçü, sebzeci, tavukçu, simitçi, buzcu, karcı, kalaycı gibi değişik sınıfların oluşturulmasında 18. yüzyıla kadar devşirme sisteminden yararlanılır. 18. yüzyıldan 19. yüzyıl başlarına kadar Nevşehirli aşçıların ağırlıkta olduğu mutfak, Yeniçeri Ocağı'nın kaldırıldığı 1826 yılından sonra Bolulu aşçıların hâkimiyetine girer. Yeniçerilere destek verdikleri için görevden alınan Nevşehirli aşçıların yerine Bolu'nun Merkez, Çarşamba, Dörtdivan, Mengen, Mudurnu gibi farklı yörelerinden aşçılar alınır. Ancak bir süre sonra Mengenlilerin sayısı diğerlerini aşar ve 19. yüzyıl ortalarında Mengenliler Saray mutfağının vazgeçilmez aşçıları haline gelir. Saray mutfağının mis kokulu, bol kepçeli ve pek debdebeli günleri artık çok geride ve yüzyıllar boyu aşçılık mesleğini yaşatmanın gururunu yaşayan bugünün Mengen'i de doğuda Karabük'ün Eskipazar ilçesi, batıda Bolu merkez ilçe, kuzeyde Zonguldak'ın Devrek ilçesi, kuzeydoğuda Karabük'ün Yenice ilçesi, güneyde ise Bolu'nun Gerede ve Yeniçağa ilçeleri ile çevrili bir halde, Yeniçağa sapağının biraz ötesinde...
Hedef Mengen olunca doğaldır ki kafada da tek düşünce oluyor: "Ne yesek acaba?" Yılmaz Restoran, Mengen merkezde; hemen meydanda. Burası "Aşçılar Diyarı" olduğuna göre, yemek çeşidi açısından beklentimizin de epeyce bir yüksek oluşu suç mu?
Restoran sahibi İsmet Yılmaz, yaşadığımız hayal kırıklığını anlayışla karşılıyor ve "Buraya köylü gelir, karnını doyurur. O değişik yemekler mi? Onlar evlerde yapılır. Ama benim de tulumba tatlım ve kat kat pastalarım meşhurdur" diyerek bizi aydınlatıyor. Peki anayol üzerindeki Müdür Restoran? 40 yıldır bu mesleğin içinde olan Ahmet Öksüz ise, müşterilerinin daha çok şehirlerarası yolculuk yapanlar olduğunu anlatıyor.
Saray Kebabı, Papaz Yahni, Mengen pilavı gibi yemek çeşitlerini gösterirken de gururla ekliyor: "Benim babam Menderes'in evinde aşçılık yapmış". Mengen'de, Mengen'e özgü yemeklerin izini sürüyor ve bu kez de Mengen'in 18 kahvesinden birinde, Havuzlu Kahve'de soluklanıyoruz. Yaşlı bir amca, "Yok burada o meşhur Mengenli aşçıların yaptığı yemekler... Onlar gurbette. Ticaretten anlamazlar. Restoran sayısı da bir elin parmakları kadar" diyerek durumu özetleyiveriyor. Ama o kadar da şanssız sayılmayız... 1981 yılından beri ağustos ayının ilk haftasında düzenlenen ve geçtiğimiz yıl uluslararası olarak gerçekleşen geleneksel "Mengen Aşçılık ve Turizm Festivali" ne güne duruyor?
Mercek
| Yazı ve Fotoğraflar: Akgün Akova | |
| Bir vadi içinde gizlenen Mudurnu'da tarihin kokusu, en çok ahşap evlerin merdivenlerinde, açılan çeyiz sandıklarında ve geleneksel giysiyleriyle pazara gelen kadınların seslerinde duyuluyor. | |
.
Kaynak: National Geographic Turkiye
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0609/konu.aspx?Konu=7
http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0704/konu.aspx?Konu=7
.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder